BASF, Kuzey Amerika'daki tesislerinde biyokütle dengeli (BMB) polieter polyollerin ilk ticari üretimini duyurdu. Yatak ve uyku ürünleri, otomotiv ve CASE uygulamalarına yönelik geliştirilen ürünlerde BMB yaklaşımı kullanılıyor. Bu yöntemde fosil hammaddenin bir bölümü biyo-döngüsel malzemeyle değiştiriliyor; ürün spesifikasyonu aynı kaldığı için marka sahipleri yeni bir formülasyon geliştirmeden Scope-3 emisyonlarını azaltabiliyor.
Biyokütle dengesi yaklaşımı, kimya tesisi düzeyinde sertifikalı bir kütle dengesi muhasebesine dayanır: biyo-döngüsel hammadde, kraker ya da buhar reformerinde fosil hammaddeyle birlikte işlenir; toplam üretimden elde edilen biyo-pay daha sonra üçüncü taraf denetimine dayalı sertifika sistemi (sektörde baskın olan şema ISCC PLUS'tır) aracılığıyla belirli ürünlere atfedilir. Müşteri, geleneksel ürünle kimyasal olarak birebir aynı polyolü alır; yeniden onaylama veya formülasyon değişikliği gerekmez. Tek fark, ürünün belgelenebilir bir biyo-payı bulunmasıdır.
Bu yöntemin sektör açısından önemi şu: kütle dengesi, mevcut üretim zincirini değiştirmeden emtia kimyasallarında ölçekli biyo-içeriğe ulaşmanın bilinen tek pratik yolu. Scope-3 raporlaması yapan alıcılar (ESG hedefleri belirlemiş yatak ve uyku markaları, otomotiv OEM'leri ve aşağı akımdaki CASE müşterileri) açısından çekiciliği, mevcut tedarikçi onayının korunmasında yatıyor.
BMB ürünlerinin Avrupa pazarına yayılımı şimdiden görünür durumda. BASF, Covestro ve Dow gibi büyük üreticiler AB ve ABD'de paralel BMB üretim hatları işletiyor; sertifikalı biyo-polyoller Türk tedarik zincirlerinde de yer almaya başladı. Önümüzdeki 12 ile 18 ay içinde Türkiye dahil daha fazla sistem evinin geleneksel ürün portföyüne BMB sınıfı seçenekler eklemesi bekleniyor.